Kozmik Oda Tv

HÜSEYİN KOCABIYIK KOZMİK ODA'DA

Yayın Tarihi : 24.5.2011
Kocabiyik_buyuk.jpg

Bu videoyu görebilmek için lütfen Flash Player yükleyiniz



Rıdvan Memi: Hüseyin bey hoş geldiniz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Hoş bulduk.

 

Rıdvan Memi: Sizi bir kez daha konuk etmekten mutluluk duyduğumuzu belirteyim.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ne kadar mutluyum, çok güzel bir program bu.

 

Rıdvan Memi: Sağ olun, var olun. SETA için yaptığınız MHP analizini konuşacağız ve bu arada tabi ki gündemde olan kaset operasyonuna da gireceğiz. Kaset operasyonuna girmeden önce bu analizi bir parça takip edelim ki bundan sonrasına ilişkin kaset operasyonuna ilişkin söyleyeceklerinizin daha da anlamlı olabileceğini düşünüyorum müsaadenizle.

 

Hüseyin Kocabıyık: Estağfurullah.

 

Rıdvan Memi: Siz öncelikle bugüne kadar MHP'nin siyasi sistem içerisinde önemli bir pozitif rolü olduğunu söylüyorsunuz. Bununla beraber AB, devlet vesaire gibi konularda bir takım yeni yaklaşımlar geliştirmemekle bu pozitif rolün de zayıfladığını söylüyorsunuz. Bir kere her şeyden önce MHP'nin siyasi sistem içerisindeki pozitif rolü tam olarak ne bunu tanımlar mısınız bize?

 

Hüseyin Kocabıyık: Bir kere iki net rolü var MHP'nin sistem içerisinde pozitif rol diyebileceğimiz cinsten. Birincisi; MHP 60'lı ve 70'li yıllarda o hızlı toplumsal değişimi ve dönüşüm süreçlerinde büyük şehirlere göçün olduğu dönemlerde özellikle büyük şehirlere göç eden köylü, taşralı kitlelere bir kimlik ve aidiyet adresi olabilmiş bir siyasi harekettir, bu çok önemlidir. Bu insanlar geldikleri yerlerdeki taşıdıkları kültürel değerleri şehirlerde yaşayamamak gibi bir sıkıntının içine düşmüşlerdi. MHP burada bu insanların kendilerini ifade etmesini sağlayan bir zemin yaratmıştır, bu çok önemlidir. İkinci rolü; milliyetçi hareket MHP, toplumun diplerindeki kitleleri, insanları hatta lümpen tabir edilen kesimleri bir bakıma sisteme taşımış, onlara bir bakıma bir huzur sağlamış bir siyasi harekettir. Toplumun diplerindeki insanların sisteme taşınması, sistemin bir parçası haline getirilmesi, onlara meşru bir hayat alanı ortaya konması, çıkartılması bu çok önemli.

 

Rıdvan Memi: Peki bu sözünü ettiğiniz 2 önemli rolün bugünkü Türkiye'de de hala karşılığı olduğunu düşünüyor musunuz o tabanlar itibariyle?

 

Hüseyin Kocabıyık: İşte bu önemli soru. MHP 1960'lar ve 70'lerdeki o toplumsal değişmenin dinamiklerini iyi okumuş, yakalamış ve o zemin üzerinde güçlenmiş bir harekettir. Bugünse benzer bir toplumsal değişim ve dönüşüm dinamiği söz konusudur. Böyle bir süreç yaşanmaktadır, bugünkü MHP bu değişim ve dönüşümün kodlarını okuyamıyor. İçine girmiş olduğu darboğazın sebebi de bu. Okuyabilse mesela Kürt sorunu dediğimiz sorun veyahut buna benzer sorunlar MHP'nin ön almasıyla emin olun çok daha kolay..

 

Rıdvan Memi: Farklılaşabilir, çok daha kolay çözülebilirdi diyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Çok daha genel bir konsensüsün, genel kamuoyunun kabul edeceği ölçülerde çözülebilir.

 

Rıdvan Memi: Yapmıyor, zaten buna ilişkin analizde de müstakilen bir bölüm ayırmışsınız oraya da geleceğim. Bununla beraber önemli bir şey var; MHP'nin 42 yıllık siyasi tarihinde MHP adıyla başladığı andan itibaren yoksa tabi Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi gibi öncülleri de var şüphesiz belki o da eklenebilir ama MHP adıyla 42 yıllık siyasi tarihinde 12 Eylül'deki yaşadığı kırılmanın en önemli kırılma olduğunu söylüyorsunuz analizde. Dramatik bir kırılmaydı ve çok önemli bir kırılmaydı o hayırcı duruşla diyorsunuz. Şimdi yine dikkat çekiyorsunuz siz de, bende bunu sormak istiyorum şu; oysaki 12 Eylül'e gelene kadar özellikle son 5-6 yılda MHP'nin daha başka bir duruşu vardı. Örneğin başörtüsü yasağının anayasa ile değişmesi meselesinde, cumhurbaşkanlığı seçimi meselesinde ve hatta Kürt Sorunu meselesinde de zaman zaman, onu da müstakilen konuşacağız, Sayın Bahçeli'nin bir takım ilginç çıkışları oldu geçmişte. Fakat bu 2009 itibariyle ve 12 Eylül'de bir kırılma yaşandı, ne değişti?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi bence MHP oy coğrafyasıyla ilgili, siyasi coğrafyasıyla ilgili bir paniğe kapıldı. AK Parti'nin Orta Anadolu'da milliyetçi ve muhafazakar yani MHP ile paylaştığı milliyetçi ve muhafazakar seçmen üzerinde oldukça etkili bir siyasi yayılması söz konusuydu. MHP burada kendi orijinal tabanını kaybedeceğine dair bir korkuya düştü, böyle bir korkuya kapıldı. 12 Eylül'de böylesine kendi siyasi varlığına, geçmişine, misyonuna aykırı bir pozisyonuna çekmesinin birinci sebebi bence bu. Çünkü kendi geleneksel oy havzalarındaki seçmenini kaybettiği endişesine düşünce MHP, Balıkesir'in güneyinden işte Manisa'nın doğusuna bir Ege çizgisi düşünün oradan Mersin'den Adana'ya kadarki Akdeniz çizgisinde yeni oy daha önce işte CHP'ye falan oy vermiş kitlelerin içinde yeni oy devşirme girişimine başladı. Burada 12 Eylül kararını verirken aslında bu ilkesel bir karar olmadığı için ideolojik nedenlerle alınmış bir karar olmadığı için orada konjonktürel ama kendine göre bir rasyonalitesi olan bir karar verdi. Dedi ki; ben 12 Eylül'e hayır dersem, evet sonuçlarının AK Parti'nin hanesine yazılmasına, yüksek çıkmasına engel olurum birincisi. İkincisi; CHP ve MHP'nin tabi çok hayır çıkacağını ümit ettiler, bir iktidar modeli ortaya çıkarabileceğini gösterelim kamuoyuna ve belli güç merkezlerine.

 

Rıdvan Memi: Bu ikinci söylediğiniz şey çok önemli belki muhtemelen bunun üzerinde daha fazla durdular çünkü şimdi benim önümde oy oranları var aslında siz de biliyorsunuz ama yani baktığınızda şöyle bir çelişki var. 2009 yerel seçimlerinde aldığı oy oranı yüzde 15.97 ki yüksek bir oran yani 18'lik aldığı en yüksek orana dikkati çekerek söylüyorum. 2007 seçimlerinde yine aldığı oy oranına baktığımızda 14.27 yani aslında baktığınızda çokta böyle paniğe kapılmasını gerektirecek bir tablo mu bu?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şurada bir problem oldu; bakın MHP'yi anlamak için biraz sonra gireceğiz kaset meselesine. Şimdi MHP kendine göre rasyonel dediğim bu hayır politikası ve daha ulusalcı, daha devletçi bir milliyetçiliğe kayma çabası içerisinde olmasının nedeni; Deniz Baykal'ın CHP'nin başında olmasıydı. Çünkü Deniz Baykal kitlelere bir iktidar ümidi vermiyordu özellikle büyük şehirlerdeki ve sahillerde dediğimiz seçmene. MHP burada kendine genişleme ve yayılma alanı buluyordu Deniz Baykal'ın bu başarısızlığından dolayı. Fakat bir anda bir kaset depremi ve Kılıçdaroğlu devreye girdi. Kılıçdaroğlu devreye girdiği andan itibaren bana orada belki biraz abartı gibi geliyor ama bir gecede MHP'den neredeyse yüzde 5 oy o ulusalcı nitelikte oylar CHP'ye kaydı.

 

Rıdvan Memi: Ben onu sanki metafor gibi algılamıştım analizde bir gecede cümlenizi ama siz onun metafor olmadığını söylüyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Hayır değil gerçekten böyle oldu çünkü AK Parti muhalifi bir seçmen potansiyeli var. Bunlar ulusalcı diye kategorize ettiğimiz bir seçmen öbeği bu. Bu seçmen AK Parti'nin karşısında büyük ve güçlü bir parti istiyor. Deniz Baykal bu talebi yerine getiremiyordu, bunlar MHP'ye kaydılar yüzde 5-6 civarında.

 

Rıdvan Memi: Kılıçdaroğlu bir gecede o yüzde 5'i CHP'ye geri getirdi diye düşünüyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Kılıçdaroğlu bir rüzgar yaratınca MHP'ye gelmiş olan bu ulusalcı nitelikli oylar hemen CHP'ye rücu etti.

 

Rıdvan Memi: Bununla beraber yine 12 Eylül'de başlayan ve bu en son milletvekili listeleriyle ortaya çıkan başka bir şey var. Sizde yine bu yazdığınız önemli analizde buna dikkat çekiyorsunuz. Ne o; örneğin Ümit Özdağ gibi 2006'da o kongreyi hatırlamak lazım belki 1-2 cümle söylememe müsaade ederseniz izleyicilerimizin hafızası açısından da neydi 2006'da genel başkanlığa aday olmuştu ve bir şiddet saldırısına muhatap kalmıştı Malatya'da hafızam yanıltmıyorsa ve partiden ihraç edilmiş bir isimdi bu nedenle ve hatta kendi ifadesiyle Özdağ'ın bir yazısında; Bahçeli'nin kendisini karanlık adam diye nitelendirdiğini aktarmıştı Ümit Özdağ. Bu Ümit Özdağ bugün MHP'de, yeniden dönmüş vaziyette. Engin Alan, Balyoz sanığı emekli Özel Kuvvetler Komutanı ve bugün MHP'de İstanbul 1. sıradan aday. Şimdi bu değişim nasıl bir değişim? İzah edilmesi gerekiyor bunun, sizin çizdiğiniz portrenin içerisinde de yani bir yere oturmuyor bu.

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi bir kere Ümit Özdağ'ı ayırmak lazım yani Ümit Özdağ'ı ben çok yakından tanımıyorum ama izlediğim bir insan. Ümit Özdağ demokrasiye inanan ama sert fikirleri olan, kendine özgü düşünceleri olan bir insan.

 

Rıdvan Memi: Ama bununla beraber şunu gözden kaçırmamak lazım bağışlayın yani onlarca yazısı var ortada duruyor. Bahçeli'nin gerek Kürt sorunu konusundaki tavrını örneğin sokağı zapt etmedeki tavrını birazdan onu da konuşacağız. Hemen bir hatırlatma yapayım; şu yazıyı hala duruyor ortada yani Ayasofya'ya Papa ziyarete geldiğinde MHP oraya 100 bin kişiyi dikmeliydi diye yazabilmiş bir isim bu isim, bu anlamda söylüyorum.

 

Hüseyin Kocabıyık: Onu hangi gerekçelerle yazdı bilmiyorum ama benim doğrusunu isterseniz Ümit Özdağ ile ilgili çok olumsuz bir kanaatim yok ama Engin Alan meselesi başlı başına önemli bir mesele. Engin Alan, Balyoz Darbe Girişimi sanığı, şuanda yargılanıyor. Daha ötesi var; başörtülülerin fişlenmesi konusunda yani neredeyse belgeleri ile kendiside kabul ediyor zaten ortada olan bir şey. Burada ilginç olan şey şu; MHP, Ergenekon örgütüne, bu tür darbe girişimlerine, MHP'yi sokağa çekmek isteyenlere ve kullanmak isteyenlere her zaman kesin bir tavır almış bir partidir, mesafeli durmuş bir partidir. Öbür taraftan başörtüsü konusunda AK Parti'yi zorlayacak biçimde anayasa değişikliği desteği vermiş bir parti. Bu iki konuda da şuanda sanık olan bir emekli subayı aday yapıyor yani MHP'nin dünkü siyasi davranışları niçin değişti?

 

Rıdvan Memi: Bunu soruyorum.

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi bana göre seçimden sonra MHP pozitif bir milliyetçilik üzerinden sisteme olumlu bir şekilde katkıda bulunmak, demokratik sisteme katkıda bulunmak yerine maalesef bana göre 12 Haziran seçimleri sonrasında Türkiye'de anayasa yaptırmamak ve Kürt meselesi üzerinden bir siyaset yapmak için kendini hazırlıyor yoksa Engin Alan'ın niye MHP'de olduğunun başka türlü bir izahı yok yani böyle bir seçim sonrası sert siyaset hazırlığı var sanki yani siyasetçiler bunu kendileri planlarlar, bu tür gelecek bir takım senaryoları yaparlar kendileri için. Bu işler veya işlemez çünkü başka türlü şuan bir izah getiremiyoruz niye Engin Alan var?

 

Rıdvan Memi: Bu söylediğiniz şeyin belki tamam anlıyorum karşılığı mütekabil geldiği şekliyle anlıyorum fakat Sayın Bahçeli'nin yani 2004'den bu yana izlediği bir politika var, bu politikaya ters.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ters tabi.

 

Rıdvan Memi: Yani şimdi bu bir anda olabilecek bir değişim...

 

Hüseyin Kocabıyık: Bakın Devlet Bahçeli ve MHP üzerinde Ergenekon örgütü öylesine büyük bir baskı kurmuştu ki Devlet Bahçeli bunların hiçbirine teslim olmadı, hepsine direndi. MHP genel merkezinin kapısında bunların tekme tokat dövülüp kovalandığını biliyoruz.

 

Rıdvan Memi: Peki ne kırdı bu direnci?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi bu kolay izah edilir bir şey değil yani ben düşünüyorum ne olabilir diye; ancak seçim sonrası anayasayı yaptırmamak, Kürt meselesi üzerinden oradaki gerilim üzerinden siyaset kurgulamak gibi bir düşünce olabilir yoksa Engin Alan niye milletvekili adayı yapılsın.

 

Rıdvan Memi: Sayın Bahçeli'de mi böyle bir düşünce olabilir?

 

Hüseyin Kocabıyık: İşte zaten 12 Eylül Referandum'da kesin bir sapma görüyoruz. 12 Eylül Referandum'una hayır diyen bir MHP ve bir MHP yönetiminden her türlü sürprizi bekleyebiliriz. Yani 12 Eylül gerçekten bir kırılma ve çok ciddi bir ideolojik kırılmayı ifade ediyor çünkü. Yani bana hiçbir şey sürpriz gelmez.

 

Rıdvan Memi: Peki bu bir kumar mıydı böyle nitelendirilebilir mi yani örneğin o geleneksel oy tabanını değiştirip AK Parti'ye sizin tabirinizle terk etmeyi göze alıp yeni bir oy tabanının peşine düşmek ve o oy tabanını da bir gecede kaybedebilecek olması bu siyasi bir kumar olarak nitelendirilebilir mi?

 

Hüseyin Kocabıyık: Kendileri açısından rasyonalitesi olan bir kumardı. Nereden anlıyoruz bunu; bu tertip başarılıda oldu bir noktada. Bakın çok açık; 2002 seçimlerinde yüzde 8 oy, 2004 mahalli seçimlerinde yüzde 10 oy, 2007 genel seçimlerinde yüzde 14 oy, 2009 mahalli seçimlerinde yüzde 16 oy dikkat edin istikrarlı bir artış var.

 

Rıdvan Memi: Ama o süreçte bu politika yok.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ama 2009 seçimlerinde var bu politika.

 

Rıdvan Memi: Tırmanış noktasında doğru, 2009'da başlamıştı zaten. Demokratik açılımla başlamıştı o değişim.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bu kendi geleneksel milliyetçilik anlayışından bir miktar sapıp daha ulusalcı bir çizgiye kayma olayı yeni değil. 2007'den sonra özellikle başladı yani 2007'den sonra başladı.

 

Rıdvan Memi: Yalnız yinede rasyonel olarak baktığınızda belki tuhaf gelebilecek bir soru soracağım ama MHP'nin gerçekten iktidara talip olmak gibi bir durumu var mı?

 

Hüseyin Kocabıyık: Asla yok MHP'nin değil de MHP tabi ki çok canlı...

 

Rıdvan Memi: Kastettiğim MHP yönetimi daha özelde Devlet Bahçeli.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bakın MHP dediğimiz yapı son derece dinamik bir yapı. Bu önemli bir soru, benim hafızamda da birçok şeyi canlandıran bir soru bu.

 

Rıdvan Memi: Mesela?

 

Hüseyin Kocabıyık: MHP tabanı son derece dinamik, iktidar talep eden sadece Türkiye iktidarı değil bıraksan dünya iktidarı da talep eden çok son derece ihtiraslı ve son derece dinamik bir canlı bir taban.

 

Rıdvan Memi: Şüphesiz bende tabanı kastetmemiştim zaten.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ama Devlet bey kendisine hakikaten benim gibi çok insan çok saygı duyar ama Devlet beyin bir iktidar talebi yok. İktidarı sevmiyor Devlet Bey, iktidardan hatta birazda korkuyor yani ben bunu gözümle canlı bir şekilde gördüm.

 

Rıdvan Memi: Nasıl?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şöyle bir hatıramız var mesela; 1999 seçimlerinde bir sonuç çıktı ortaya. Sonuç neydi; SHP ve Ecevit yüzde 23 gibi bir oy almıştı.

 

Rıdvan Memi: 22.19, MHP yüzde 17.98.

 

Hüseyin Kocabıyık: 3 sağ parti meclise girdi. MHP sağ partiler içerisinde en çok oyu alan parti.

 

Rıdvan Memi: Yüzde 18.

 

Hüseyin Kocabıyık: 12, 13'te Doğru Yol ve ANAP aldı. Şimdi biz Tansu hanıma dedik ki; efendim yani bu tablo içerisinde niye bir sol iktidar olsun ki? Burada çok rahat bir biçimde sağ iktidar çıkıyor.

 

Rıdvan Memi: 3 partinin bir araya gelmesiyle.

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi. Devlet bey başbakan olsun, Devlet bey son derece düzgün bir insan. MHP ile DYP, Güneydoğu meseleleri ile ilgili filanda benzer fikirlere sahip, birbirlerine yakınlaşmış partiler. Zaten Türkeş ile çok iyi irtibatlarımız vardı. MHP liderliğinde bir sağ koalisyon kuralım dedim. Tansu Hanım Allah var doğru söylüyorsunuz dedi.

 

Rıdvan Memi: Kabul etti yani Tansu Hanım?

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi kabul etti ve bizi tam yetkiyle Devlet Bahçeli'ye gönderdi hatta randevuyu da kendisi aldı. Biz Mümtaz'er Türköne ve ikimiz gittik Devlet Bey'e. Mesajı aynen bu şekilde ilettik.

 

Rıdvan Memi: Kendisinin başbakanlığından?

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi sizi başbakan görmek istiyoruz ve çok açık bir sağ iktidar çıkması lazım buradan. Devlet Beyin o anki yüz ifadesini ben hiç unutmuyorum, hiç hoşlanmadı bu tekliften.

 

Rıdvan Memi: Nasıl yani? Siz başbakanlık önerisi götürüyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Hiç hoşlanmadı bu tekliften ve rahatsız oldu yani. Bundan çekindi, korktu, rahatsız oldu yani korktu derken hani bir şeyden korkma anlamında değil.

 

Rıdvan Memi: Yüz ifadesinden hareketle söylüyorsunuz bunu.

 

Hüseyin Kocabıyık: Öyle dedi ve arkasından da bunu kabul etmeyeceğini söyledi yani Tansu Hanım dinlensin biraz dedi, istemiyorum böyle bir şeyi. Nitekim Ecevit ailesinin bütün o ülkücü camiayı aşağılamalarına rağmen gitti o iki tanenin içine girdi ortak olarak yani. Evet başbakanlığı bu abartılı bir şey değil işte şahitleri var Tansu Hanım hayatta, Mümtaz'er Türköne hayatta.

 

Rıdvan Memi: O kadar dramatik ki anlattığınız.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bu böyle yani kimse hayır diyemez. Tansu Hanım zaten daha sonra kamuoyu önünde de bunu söylemeye çalıştı ve DYP dinlensin dedi.

 

Rıdvan Memi: 99 seçimlerinden sonra başbakanlığı kabul etmedi Tansu Hanım'ın teklifine rağmen.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bunu MHP camiası da biliyor zaten böyle olduğunu.

 

Rıdvan Memi: Peki neye bağlıyorsunuz mutlaka bir şey oluşmuştur kafanızda, oluşmuştur diye düşünüyorum.

 

Hüseyin Kocabıyık: Valla ben bunu çok düşünmüşümdür.

 

Rıdvan Memi: Çok enteresan bir şey yani.

 

Hüseyin Kocabıyık: Milliyetçi Hareket iktidar isteyen bir hareket, Milliyetçi Hareket dinamik bir hareket, ufukları olan büyük düşünen bir hareket yani 80'li yılları hatırlayın 80'li yıllar öncesinde bir liseli ülkücü Türk Birliği'ni, Turan'ı filan kurmayı düşünürdü yani böyle bir hareket ama Devlet Beyde bir iktidar korkusu var, korkuyor iktidardan. Nitekim ondan sonraki tavırlarda MHP'yi büyütmeye yönelik bir tavır değil içe kapanmacı ve hep böyle dikkatli adımlar oysa MHP gibi dinamik bir partinin lideri doğal olarak risk almalı, girişimci, atılımcı olmalı, iktidara talip olmalı.

 

Rıdvan Memi: 99'da kendisinin önüne altın tepside adeta sunulmuş olan bir öyle gözüküyor anlattığınızdan başbakanlık koltuğu.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bunu aslında kimse anlayamaz.

 

Rıdvan Memi: Dolayısıyla bu aslında bugünü de izah edecek bir şeydir yani bir tarafıyla da düşünüyorum şimdi siz bunu anlatınca.

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi yoruma açık bir taraf.

 

Rıdvan Memi: Peki siz analizde diyorsunuz ki; ilintilidir çünkü sosyal değişim süreçlerinin birebir okuyayım cümleyi çünkü önemli bir cümle. Sosyal değişim süreçlerinin eseri olan bu siyasi hareket MHP kendisini büyütecek hatta iktidara taşıyacak yeni değişim süreçlerine şaşırtıcı bir biçimde kayıtsız kalmıştır diyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet.

 

Rıdvan Memi: Nitekim bu anlattığınız olayda belki bunun bir parçası. Peki neydi aslında MHP'yi büyütecek olan o sözünü ettiğiniz unsular ve onun kayıtsız kaldığı?

 

Hüseyin Kocabıyık: Bir iki cümle ile tarihe atıf yapabilir miyim?

 

Rıdvan Memi: Tabi ki yapabilirsiniz buyurun estağfurullah.

 

Hüseyin Kocabıyık: 1913 İkinci Meşrutiyet sonrası dönem batıcı bir hareket var, İslamcı hareket var ve Türkçü yani milliyetçi hareket var çok canlı bir fikir ortamı var Osmanlı İmparatorluğu 20 yüzyılın ilk yarısında. Milliyetçi Hareket'in iki tane yayın organı var; Millî Tetebbular Dergisi ve Türk Yurdu Dergisi. 1913 yıllarındaki sayılarını açar bakarsanız milliyetçi program diye bir şey var, milliyetçilerin siyasi programları yazıyor orada.

 

Rıdvan Memi: Her iki dergide de mi?

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi, Peyami Safa'nın Türk İnkılâbına bakışlar kitabında derli toplu var bunlar. Bakın 1913'te Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük sorunları var. Eğitim sorunu var işte İslam coğrafyasıyla ilgili sorunları var, siyasi sorunları var, din sorunu, alfabe sorunu, edebiyat sorunu filan bir sorunu var. 1913'ün milliyetçileri bütün bu sorunlara dönük projeler hazırlamışlar inanılmaz bir şey ve o günkü sosyal değişim dünyadaki değişimin bütün bunların farkındalar ve kendilerini uydurmaya çalışıyorlar. Nitekim Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri dediğimiz şey önemli ölçüde bu fikirler üzerine bina edilmiş bir şey. Zaten 1913'ün evrakını okuyunca anlıyorsunuz bunu. Şimdi 21. yüzyılın 2. on yılına girdik. 1960'larda ve 70'lerde o gün Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimi, dönüşümü yakalamış ve kendini bunun üzerinden büyütmüş olan MHP bugün Türkiye'nin temel sorunlarına dönük reaksiyonel tavırlar dışında bir şey, bir pozitif yaklaşım gösteremiyor. Oysa Milliyetçi Hareket aksiyonel bir harekettir, inşacı bir harekettir. Bakın Türkiye'nin bugün Kürt sorunu diye bir sorunu var kardeşim.

 

Rıdvan Memi: Siz o sorunda bağışlayın tam yeri geldiği için, analizde kullandığınız bir kavram var diyorsunuz ki; MHP bu konuda aslında mukayeseli avantajlı bir konuma sahiptir diyorsunuz açar mısınız biraz bunu?

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi açayım. Mukayeseli avantajlı bir konuma sahip çünkü MHP'nin Kürt sorunu ile ilgili bir çözüm projesi, bir sorunu iyi tanımlayan ve çözüm öneren bir programı olsa bunun ikna edici özelliği diğer bütün partilerin programından fazla olur, güven katsayısı çok daha fazla olur.

 

Rıdvan Memi: Milliyetçilik damar itibariyle.

 

Hüseyin Kocabıyık: Tabi çünkü herkes şöyle düşünür; Milliyetçi Hareket, Türkiye'nin kötülüğüne olan bir şeyi yapmaz ama böyle bir projeleri yok. Yani neredeyse Türkiye'de işte böyle bir sorun yok, biraz serbest bıraksan Kürt de yok falan demeye getiriyorlar.

 

Rıdvan Memi: Diyorlar zaten, olumlu bulduğunuz Ümit Özdağ bunu söylüyor. 4 bin yıllık bir tarihin sadece bir parçasıdır diyor.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ümit Özdağ söylüyorsa yanlış söylüyor. 1913'te Türkçüler, İslam ülkeleri ile ortak kavramları geliştirmeliyiz İslam dünyasında bunları tartışıyorlar. Ortak bir kavram dünyası yaratmalıyız bunları tartışıyorlar. Şimdi bir şey yok deyince olmuyor ki. Bütün tezahürleri ile yaşıyoruz biz bu sorunu.

 

Rıdvan Memi: Şu açıdan söyledim az önceki meseleyi yani sözünü ettiğiniz tehlike potansiyel olarak bugün bildirmiş vaziyette mi sizin işaret ettiğiniz potansiyel tehlike yani yaygınlaşıyor o düşünce.

 

Hüseyin Kocabıyık: Maalesef ve bu çok kötü bir şey mukayese ile avantajları var gerçekten MHP'nin. Bakın Kürt meselesinde ben Türk milletinin çıkarlarına, Türk milletinin birliğine ve bütünlüğüne uygun bir biçimde şöyle çözeceğim, şu temel çerçevede çözeceğim diyebilse buna emin olun Kürtlerde çok ilgiyle bakarlar zaten memleketin diğer tarafı da buna inanır, güven duyar veya Avrupa Birliği diye bir mesele var. Şimdi en son MHP seçim beyannamesine de yazmış bunu Avrupa Birliği hedefini kabul ediyoruz falan diye. Bunu yazmışınız peki Avrupa Birliği ile ilgili sizin bir projeniz var mı? Yok, yani MHP ben Türkiye'yi AB'ye şu şartlarda ve şu eksende sokacağım ve şu mekanizmaları işleteceğim dese Türkiye'de AB'ye dönük kaygıları olan milyonlarca insan bu kaygılarını olabilir ki askıya alır. MHP aslında bu derece sistem içinde önemli bir parti.

 

Rıdvan Memi: Çok önemli analizler yaptınız, şunu anlayabilir miyiz bütün bu söylediklerinizden aslında. Birazdan konuşmaya başlayacağız kaset operasyonunu ama aslında kaset operasyonu bir yana MHP kendisini politikalarını yeniden üretemeyerek bir kısır döngünün içerisine zaten girmiş miydi?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi yeniden milliyetçilik fikriyatını zenginleştiremediği gibi çağın gelişmelerine uygun olarak yeniden tanımlamadığı gibi milliyetçiliği çok kötü bir alana çekmeye başladılar yani 12 Eylül 1980'de o yaşadıkları, devletten gördükleri ağır davranış ve yaşadıkları travmadan sonra MHP daha toplum merkezli milliyetçiliğe yaslanmış.

 

Rıdvan Memi: Ne demek o?

 

Hüseyin Kocabıyık: Daha demokrat, devletle millet arasında bir tercih yaptığında milletin safında yer alan bir milliyetçilik anlayışı. Milliyetçilik zaten özünde çok demokratik bir fikriyattır ama şimdi kırılma orada ortaya çıkıyor zaten. MHP devletçi bir milliyetçiliğe, devleti önceleyen, devletin korkularını, kaygılarını öne çıkaran bir milliyetçiliğe doğru eviriliyor. Bakın Devlet Bey'in konuşmalarına, cümlesindeki kullandığı üç kelimeden bir tanesi; hain, vatan haini, yıkılıyoruz, bölünüyoruz her şey de bölünüyoruz, parçalanıyoruz ifadelerini kullanıyor. Böyle bir siyaset olur mu? Korkutarak, korku üzerine kurulmuş bir siyaset olur mu? 12 Eylül Referandum'unda bu kabul edilirse anayasa değişikliği bölünürüz dedi. Deniz Baykal da aynı şeyi söyledi Devlet Bahçeli de aynı şeyi söyledi. Hiç bölündüğümüz falan yok yani durum budur.

 

Rıdvan Memi: Doğrusu seçim mitinglerinde ya da referandum mitinglerinde daha popülist bir dilin belki anlaşılabilir tarafı olabilir ama bir şerh düşmeme müsaade edin, temel sıkıntı bunun bütün politikaya yansımış olması

 

Hüseyin Kocabıyık: Bu statüko haline geliyor. Yoksa seçimlerde herkes, her şeyi söyler, onun üzerinde durmuyoruz zaten. Burada çok temel bir sorun var. Onun üzerinde duruyorum ben.

 

Rıdvan Memi: Peki yavaş yavaş kaset operasyonuyla ilgili konuşmaya başlayalım ama müsaadenizle önce kısa bir ara verelim. Kozmik Oda kısa bir aradan sonra devam edecek.

 

Rıdvan Memi: Hüseyin Bey gelelim şu kaset operasyonuna. Şimdi evvelemirde bu operasyonu yapan kimler, onun üzerinde durmayacağız çok fazla. Kasetlerin içeriğinde durmayacağız.

 

Hüseyin Kocabıyık: Telin ederek, lanetleyerek geçelim.

 

Rıdvan Memi: Aynen öyle. Bunun bir suç olduğunun altını çizerek, her ne kadar kamuyu ilgilendiren kısmı var ise de bunun bizatihi bir suç olduğunun bir kez daha biz de altını çizerek, bu suçun takibinin yapılması gerektiğinin altını çizerek, telin ederek geçelim, epeydir tartışılıyor zaten. Şimdi evvelemirde bu operasyonu yapan insanların temeldeki hedefi şu olabilir, olasılıklardan bir tanesi, en akla yakın geleni. MHP baraj altında kalsın. Siz az önce anayasa meselesine dikkat çektiniz. İlk önce şunu sormak gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer buysa amaç ve seçimlerden sonraki öncelikli konu yeni anayasa ise ki böyle, MHP'nin dışında kaldığı ve BDP'nin 25-30 bağımsız milletvekili ile gireceği meclisin yapacağı anayasa hukuken değil ama siyaseten meşru olacak mı?

 

Hüseyin Kocabıyık: Belki meşru olur ama millet iradesini temsil bakımından özürlü olur. Çok açık bu.

 

Rıdvan Memi: Yani bir meşruiyeti varsa bile özürlü bir anayasa olacak diyorsunuz. En nihayetinde bu ciddi bir çatışmaya da dönüşmeyecek midir, böylesi bir portrede?

 

Hüseyin Kocabıyık: Dönüşür tabi.

 

Rıdvan Memi: Nedir mesela oradaki potansiyel tehlike? Çünkü siz bir sokak analizi de yapıyorsunuz ya Devlet Bahçeli?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şimdi bakın Devlet Bahçeli bugüne kadar gerçekten, gerçi son günlerde kendisine yönelik bu iltifatın altında da bir kötü niyet arıyor da, ben o ne düşünürse düşünsün ısrarla şunu söyleyeceğim, birçok insan da bu hakkını teslim ediyor. Devlet Bahçeli ülkücüleri sokağa döküp Türkiye'de bir istikrarsızlaşma sürecinin başlatılmasına mani olan adamdır.

 

Rıdvan Memi: Kesinlikle.

 

Hüseyin Kocabıyık: Kesinlikle. Burada bir sağduyu, büyük bir feraset örneği göstermiştir. Bunun bir kere ortaya konması lazım. İkincisi, Türkiye'de AK Parti karşıtlığı anlamında söylüyorum, sokağı hareketlendirecek, sokağa egemen olacak, sokağı Türkiye'nin istikrarsızlaştırması için kullanacak iki tane diri, canlı hareket var; birisi Kürt hareketi, bir tanesi de ülkücüler. MHP'nin...

 

Rıdvan Memi: Hala o potansiyele sahip mi?

 

Hüseyin Kocabıyık: Var. Ben bu analizde de belirttim. Türkiye'de her gün 2 bin 500 tane ülkü ocağının kapısı açılıyor, ışığı açılıyor ve yüz binlerce genç buraya girip çıkıyor. Yani hiç kimse bunu unutmasın. Yani MHP çok önemli bir partidir ve mecliste de olmalıdır derken yani bu potansiyel Allah muhafaza yanlış bir istikamete sevk edilirse buradan çok büyük bir bela çıkar, Türkiye'nin son günlerde uğraştığı meseleler bağlamında söylüyorum. Ya da bu hareket bugüne kadar olduğu gibi meşru zeminlerde, aklıselim bir şekilde davranırsa buradan da Türkiye'de demokratik sistem büyük fayda görür.

 

Rıdvan Memi: Şu sonuç da çıkıyor mu söylediklerinizden, çünkü yine kaset operasyonunun daha net anlaşılması için cevabının aranması gereken bir diğer sorunun da bu olduğunu düşünüyordum aslında siz zımnen verdiniz ama duymak isterim yine de sizden. MHP'nin meclis içinde bulunduğu bir aritmetikte bir siyasi portrede mi Kürt sorunu daha rahat çözülür, çözülecekse?

 

Hüseyin Kocabıyık: Şüphesiz. Şüphesiz. Hiç başka türlü bir ihtimal düşünmüyorum. Sebebine gelince çünkü MHP'nin bulunduğu bir meclisten çıkacak sonuç, bu anayasa üzerinden olabilir veya özel olarak bununla ilgili kanuni düzenlemeler üzerinden olabilir, MHP'nin lehte yani dahil olarak veya muhalefet ederek varlığı parlamentodan çıkacak kararı meşrulaştıracak bir şeydir. Bu önemlidir.

 

Rıdvan Memi: Şimdi bu kaset operasyonunun nihai sonucunun MHP yönetimini değiştirmek olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikir. Bilmiyorum siz de aynı fikirde misiniz? Yani MHP baraj altında kalsa da kalmasa da Sayın Bahçeli'nin MHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturamayacağı savunuluyor. Siz de bu kanaatte misiniz?

 

Hüseyin Kocabıyık: Sorunuza cevabım benim hem evet hem hayır.

 

Rıdvan Memi: Devamı olacak ama öncelikle bunun cevabını almak gerekiyor.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bir kere üç tespit yapıyorum. Bir, Deniz Baykal ile ilgili kaseti çıkarıp onun genel başkanlıktan tasfiyesini mümkün kılanlarla MHP kasetini çıkaranlar, üretenler aynı kişiler. Benim kanaatim. Yani bir senaryo yazmak istemiyorum.

 

Rıdvan Memi: Bu çok önemli, bir saniye. Aslında 2-3 soru sonra ben buraya gelecektim. Bu MHP'deki kaset operasyonu ve olası sonuçlarına dönelim ama isterseniz buradan devam edelim çünkü soru şuydu yani CHP'deki kaset operasyonuyla MHP'deki kaset operasyonu arasında organik bir ilişki var mı diye sormayı planlıyordum ben size. Siz olduğunu söylüyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Olduğunu söylüyorum. Bakın izah edeyim bunu. Önce aynı kişiler dedik, niye peki, bununla ne yapmak istiyorlar? Burada şunu yapmak istiyorlar, bakın Türkiye'de Balyoz darbe planıyla askeri müdahale modelini devreye sokmak istediler bu akamete uğradı. Demokrasi püskürttü bu girişimi. Ardından Ergenekon örgütü sözde meşru kanalları kullanarak hükümeti devirmek istedi. Neydi? Belli başlı iki tane enstrüman kullandılar. Bir tanesi sokağı kullandılar. Hatırlayın, hepimizi aslında etkileyen milyon kişinin geldiği Cumhuriyet mitingleri yaptılar sonra bunun bir hükümet devirme projesi olduğu ortaya çıktı, değil mi? İkinci altına odun attıkları proje neydi? Bir CHP-MHP koalisyonu. Ve sanırım MHP yönetiminin de aklını çelen, bir bakıma onları feraset çizgisinden uyandıran bu iktidar hazırlığı. Yani kurgulanan bu hazırlığa, bunun gerçekleşebileceğine inanmış olmaları. Geçiyorum şimdi tekrar kaset meselesine. Bakın bu insanlar artık AK Parti hükümetinin meşru yollarla demokrasi üzerinden alaşağı edilmesine bir bakıma mecbur kaldılar. Bunun için CHP'nin güçlenmesi gerekiyordu.

 

Rıdvan Memi: MHP'nin siyasetini değiştirmesi gerekiyordu.

 

Hüseyin Kocabıyık: Kılıçdaroğlu operasyonuyla MHP bugün yüzde 30'ları zorlayan bir parti oldu. Bir bakıma azami gücüne ulaştı ama bu yetmiyor bunun ikinci bir ayağı MHP. MHP'nin de güçlenmesi gerekiyor, nasıl ki Deniz Baykal -yani bu kaseti planlayanlar böyle düşünüyor yanlış anlaşılmasın- CHP'nin önünü tıkıyor, CHP'yi kısır bırakıyorsa bu insanlar düşünüyorlar ki Devlet Bahçeli de MHP'nin böyle bir CHP-MHP koalisyonu için ihtiyaç duyulan oy yüzdesinin, yani MHP'den beklenen oyun önünü kestiğini düşünüyorlar. Ve birinci hedefi Devlet Bahçeli'yi indirmek. Hem Devlet Bahçeli'yi indirip MHP'nin sokağa inmesinin önünü açacaklar, bakın unutmayın Türkiye'de veya dünyanın herhangi bir ülkesinde, bir etnik gerilim varsa bunun bir tarafı sokağa inmişse Kürt hareketi sokağın üzerinden oyunu yükseltiyor. Karşı taraf...

 

Rıdvan Memi: Tam bu noktada ters bir soru sormama müsaade eder misiniz? Şimdi MHP'nin içerisinde Mansur Yavaş isminde kendisini gösteren bir başka damar var.

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet.

 

Rıdvan Memi: Ve o damar aslında daha önce bir mektupla, aslında deminden beri sözünü ettiğiniz daha demokratik bir milliyetçilik çizgisine çekilmesi gerektiğini savunmuş bir damar.

 

Hüseyin Kocabıyık: Çok makul bir insandır zaten.

 

Rıdvan Memi: Ve kenarda tutulmuş bir damar, bugün itibariyle. Bu operasyon sonucunda bu damarın MHP iktidarına gelme ihtimali yok mu?

 

Hüseyin Kocabıyık: Mansur Yavaş böyle bir hileli oyunun içine girmez.

 

Rıdvan Memi: Kastettiğim bu değil. Şunu söylemiyorum; bunu Mansur Yavaş koordine etmiştir! Asla ve kata!

 

Hüseyin Kocabıyık: Benim dediğim doğruysa Mansur Yavaş'ı getirmezler oraya. Çünkü Mansur Yavaş meşruiyetçi bir adamdır.

 

Rıdvan Memi: İşte ben de diyorum ki bir başka bakış açısıyla bakmaya çalışıyorum. Bu operasyonu yapanların düşük de olsa şöyle bir ihtimal var mı? MHP'nin içinde aslında demokratik milliyetçi bir yönetim talepleri olma ihtimali olabilir mi? O damar orada durduğu için söylüyorum.

 

Hüseyin Kocabıyık: Hayır hiç öyle görmüyorum çünkü söylediklerimi biraz önce bitiremedim. Bu MHP'ye dönük kaset operasyonunun asıl hedefi Tayip Erdoğan. Asıl hedef orası. Çünkü bunu tertip eden insanlar Tayip Erdoğan'ın ve AK Parti'nin daha uzun süre iktidarda kalacağını düşünüyorlar. Eğer bir şey yapmazlarsa. Tayip Erdoğan'ı ancak bir istikrarsızlık ortamı bir dahaki seçimde indirir.

 

Rıdvan Memi: Şöyle bir şey mi? Siyasetin kendi doğası içerisinde 2002'den bu yana AK Parti'ye alternatif güçlü bir parti çıkamamış olması, bu kaset operasyonun arkasında her kim var ise o insanların dışarıdan müdahale ile alternatif partiler yaratma girişimi mi?

 

Hüseyin Kocabıyık: E bir ölçüde öyle tabi ki. Bakın...

 

Rıdvan Memi: Tam burada bir soru sormama izin verir misiniz? Bugün belki gazetelerde dikkatinizi çekmiştir. Gazeteci Mehmet Baransu'nun gündeme getirdiği bir iddia var. CHP'deki kaset operasyonunda, öncesinde ismini zikrediyor kendisi, İnan Kıraç'ın Sayın Baykal'ı ziyaret ettiğini ve Önder Sav dahil 2-3 ismin aday gösterilmemesi, partiden dışlanmasını talep ettiğini, Sayın Baykal'ın bunu reddettiğini ve Sayın Kıraç'ı yolculadığını yazıyor ve sonrasında kaset operasyonunun geldiğini yazıyor.

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet, çok ilginç.

 

Rıdvan Memi: Biz yayına girene kadar en azından benim görebildiğim kadarıyla Sayın Kıraç'tan herhangi bir yanıt gelmemişti biz yayına girene kadar. Şimdi bu bana enteresan geldi. Yani siz 95-99 yılları arasında çok birebir siyasetin içerisinde, iktidarda bulunmuş birisi olarak...

 

Hüseyin Kocabıyık: Bana da çok enteresan...

 

Rıdvan Memi: Bu size makul geliyor mu?

 

Hüseyin Kocabıyık: Gelmiyor. Bugün ben de gördüm onu. Benim hafızamda çok yıllardır taşıdığım bir hatırayı canlandırdı. Tabi şöyle bir şey var yalnız. İnan Kıraç Türkiye'de bilinen bir insan ve herkesin saygı duyduğu bir insan. Yani bu isimler üzerine yorum yaparken hakikaten dikkatli olmak lazım. Ama bakın şöyle bir şey yaşadık. Eğer bu gerçekten böyle değilse İnan Kıraç'ın bir açıklamayla bu söylediğimiz şeyleri ya tekzip etmesi ya da doğrulaması lazım. Ondan sonra daha sağlıklı tartışırız. Mesela bakın 1995 yılında hiç unutmuyorum DYP ile MHP koalisyon görüşmeleri yapıyordu.

 

Rıdvan Memi: 95 seçimi öncesi, sonrası?

 

Hüseyin Kocabıyık: 95 seçimi öncesi. Tansu Hanım önceleri taraftardı bu DYP-MHP ittifakına.

 

Rıdvan Memi: Seçime ittifakla gitmek...

 

Hüseyin Kocabıyık: Seçime ittifakla gitmek. DYP çatısı altında ittifak yapılacaktı. Buna da teşvik eden başta bizdik. Çünkü DYP'nin oy oranını tespit etmiştik, 24-25 gibi bir oy oranı çıkıyordu, iktidar olamıyordu. Basit. Tansu Hanım'ın AB-Gümrük Birliği idealleri vardı. Bunu sürdürebilmeniz için iktidar olmanız lazım. Bu yüzden de MHP ile ittifak yapmanız lazım dedik. Tansu Hanım önce bunu kabul etti sonra bir günde bozuldu bu iş.

 

Rıdvan Memi: Nasıl? Yani siz bunu önerdiğinizde Tansu Hanım önce kabul etti...

 

Hüseyin Kocabıyık: Kabul etti, görüşmeler de başladı. Rahmetli Türkeş ile sürekli görüşüyorlardı. Bir anda Tansu Hanım uzaklaştı bu fikirden. Tansu Hanım'a son güne kadar ben yalvardım. Yapmayın bunu dedim yani bakın hükümeti kaybedersiniz. DYP-MHP ittifakı olsaydı yüzde 30'un üzerinde oy alacaklardı ve bir koalisyon kuracaklardı. Yeniden hükümet olacaklardı. Tansu Hanım dedi ki, yalnız dedi bizim oyumuzun yüzde 29 olduğunu söylüyorlar. Kim söylüyor bunu dedim. İnan Kıraç bir araştırma yaptırmış, o söyledi dedi. Yine son ana kadar ben yalvardım kendisine, şahitler var, zaten kendisi de sonra Tansu Hanım danışmanlarımı dinlemedim diye açıklama yaptı.

 

Rıdvan Memi: Bağışlayın. İnan Kıraç bir araştırma yapıyor...

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet yüzde 29.

 

Rıdvan Memi: Yüzde 29 çıkıyor. Sayın Çiller'e bunu getiriyor, sizin oyunuz yüzde 29 diye bunu sunuyor.

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet, öyle söyledi. Şimdi bir başka sahne, seçim oldu. DYP birinci parti oldu ama işte yüzde 22 mi 23 mü öyle bir oy aldı. İktidar olamadı tek başına tabi. Şubat ayı falandı, 96'nın Şubat ayı. Rahmetli Türkeş, Kasım Gülek ve ben, Kasım Gülek'in evinde oturuyoruz. O aralar ahbaplık vardı aramızda. Rahmetli Kasım Bey'in kızı Tayyibe Gülek de vardı. Ben rahmetli Türkeş'e sordum. Efendim dedim, bu kadar ittifak yapma lüzumu açıkken niçin bu ittifakı yapmadınız dedim. Rahmetli Türkeş dedi ki, evladım ben bu ittifakı yapmak istedim, Tansu Hanımla güzel bir şey yaparız, iktidar oluruz falan diye de düşündük. Fakat önce Tansu Hanım'ın çevresindeki adamlar, siyasileri kastederek, onlar dedi bu işi sabote ettiler. Sonra da bizi de kandırdılar dedi. Nasıl, kim kandırdı falan dedim, laf genişleyince. İnan Kıraç'ın MHP'nin oyunun yüzde 15 olduğuna dair bir araştırma verdiğini söyledi.

 

Rıdvan Memi: Kendilerine...

 

Hüseyin Kocabıyık: Evet. Şimdi ortaya şöyle bir durum çıktı. Ya İnan Kıraç Bey bunu tekzip etmeli veyahut doğrulamalı.

 

Rıdvan Memi: Tabi ki de bu program kendisine açıktır, zikredelim.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ben zaten... Bu insanlar saygıdeğer insanlar, ben çok dikkatli bir dil kullanıyorum ve gerçekten yani işte Tansu Hanım sağ, bazı insanlar sağ. Onlar da düşüncelerini söyleyebilirler. İkisini birleştirdiğim zaman İnan Kıraç Bey Ankara'ya geliyor, öğleden evvel MHP'ye bir araştırma veriyor yüzde 15, öğleden sonra DYP'ye bir araştırma veriyor yüzde 29. Yani bir seçim ittifakı yapmanıza gerek yok.

 

Rıdvan Memi: Her iki lider de bunları görünce vazgeçiyordur yani.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bu doğruysa eğer sizinle bir programda da konuştuk. Koç Grubu Türkiye'nin Gümrük Birliğine, AB'ye girmesini istemiyordu o zaman. Ve böyle bir ittifakın

 

Rıdvan Memi: Tabi siz somut örnekleriyle zikretmiştiniz. 28 Şubat'ın arkasındaki temel aktörlerden birisi olduğunu da söylemiştiniz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Anlattım ben bunları. Tabi. Şimdi bugün İnan Kıraç Bey'in CHP'ye dönük böyle bir müdahalesini okuyunca bu hatıra yeniden kaçınılmaz bir şekilde hafızamda canlandı. Burada da söyleme gereği hissettim. Durum budur.

 

Rıdvan Memi: Dolayısıyla bugün gazeteci Mehmet Baransu'nun aslında zikrettiği anekdotla da bir açıdan makul olabileceğini gösteren bir şey.

 

Hüseyin Kocabıyık: Bakın 1995 yılında, MHP ile DYP'nin seçim ittifakı engellendi. Bunu ben biliyorum. Ha burada İnan Kıraç'ın verdiği söylenen iki araştırmanın etkisi olmuş mudur olmamış mıdır, benim kişisel kanaatim yani. Hem rahmetli Türkeş ile yer de belirtiyorum Şubat ayında rahmetli Kasım Gülek'in evinde, bir hafta sonu, rahmetli Kasım Gülek, ben rahmetli Türkeş konuştuk.

 

Rıdvan Memi: Vallahi Hüseyin Bey, 27 Aralık'tı sanırım sizinle 28 Şubat programını yaptığımızda, 90'lı yılları konuştuğumuzda. Orada da son derece önemli şeyler söylemiştiniz. Ve o gün bugündür herhangi bir ses seda çıkmadı. Dediğim gibi eğer bunun üzerine de herhangi bir şey söylemek istiyorlarsa bu program kendilerine açıktır, buyurup gelebilirler. Dolayısıyla çok net.

 

Hüseyin Kocabıyık: Zaten burada bir suçlama yok.

 

Rıdvan Memi: Tabi ki bir anekdot aktarıyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: İnan Kıraç'ı dinlesek o da böyle bir ittifakın Türkiye için yararlı olmayacağını düşündüm diyebilir.

 

Rıdvan Memi: Tabi burada önemli olan iki ayrı anket götürmüş olması falan yani. O önemli yani.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ha burada önemli olan bu doğru mu değil mi, bunun ortaya çıkması lazım. Bakın ben...

 

Rıdvan Memi: Neticede size iki liderin söylediği şey. Son bir şey sormama müsaade eder misiniz yayını kapatmadan önce? Olası MHP genel başkan adayları konusunda bir tahmininiz var mı?

 

Hüseyin Kocabıyık: Bu konuya bizim girmemiz sanırım doğru olmaz yani sonuçta MHP delegasyonu...

 

Rıdvan Memi: Bir kurultaya gidecek ya seçimden sonra er ya da geç.

 

Hüseyin Kocabıyık: Hakikaten bizim girmemiz lazım bu şeye...

 

Rıdvan Memi: Peki.

 

Hüseyin Kocabıyık: Yani demokrasiye saygı açısından ama belki şu kadarını söylemem mümkün. MHP bugün çok zor günler yaşıyor ama MHP insan kaynakları bakımından fevkalade zengin bir camiadır ve içinden çok da lider çıkartır. Mansur Yavaş bunlardan biridir, Meral Akşener çok önemli bir siyasetçi.

 

Rıdvan Memi: Meral Akşener?

 

Hüseyin Kocabıyık: Çok önemli bir siyasetçidir. Merkez sağı tanımıştır, ülkücü kökenlidir, darbelerle savaşmıştır.

 

Rıdvan Memi: Ve bu badireyi de atlatacaktır diyorsunuz.

 

Hüseyin Kocabıyık: Yani tabi bu insanların hepsi çok değerli insanlar ve ama tabi Devlet Bey ayrılacak mı gidecek mi ne düşünür bilemiyoruz.

 

Rıdvan Memi: Ama en azından dediğim gibi bir kurultay süreci yaşanacağı için zaten sonrasında...

 

Hüseyin Kocabıyık: O delegasyona bırakmak lazım.

 

Rıdvan Memi: Hüseyin Kocabıyık çok teşekkür ediyorum gelip katıldığınız için, bir kez daha bizim zihnimizi açtığınız için.

 

Hüseyin Kocabıyık: Rica ederim.

 

Rıdvan Memi: Sağ olun, var olun.

 

Hüseyin Kocabıyık: Ben asıl böyle seçkin bir programda tekrar yer almaktan ve böyle bir imtiyazı tekrar bana tanıdığınız için çok memnunum. Çok teşekkür ediyorum.

 

Rıdvan Memi: Estağfurullah. Mutluluk vericiydi.

 

Hüseyin Kocabıyık: Teşekkür derim.

 

Rıdvan Memi: Sağ olun, var olun. Kozmik Oda haftaya Salı akşamı, 20.50'de zihin açan bir başka sesle burada karşınızda olacak. İyi geceler, iyi yarınlar...





Arkadaşına Gönder

Lütfen Bekleyiniz
Adınız:

Mail adresiniz:

Göndereceğiniz E-posta adres(ler)i ekle: